Bireysel Egodan Kolektif Bilince: Nesimi’nin Felsefesi

Sami Yusuf’un Nesimi’nin “Sığmazam” şiiri üzerine inşa ettiği performansı, sadece bir müzik şöleni değil; aynı zamanda bireysel egonun ötesine geçerek bir bütün olmanın, özellikle günümüzde kurumsal dünyada “biz” diyebilmenin evrensel bir manifestosudur. Nesimi’nin vahdet-i vücut (varlığın birliği) felsefesiyle harmanlanan bu eser, modern iş hayatında ekiplerin nasıl bir “vücut” olarak hareket edebileceğine dair derin ipuçları taşır. Yıllar önce bu satırları yazmış şair; dik duruşundan taviz vermediği için ve sözlerinin arkasında durduğu için derisi yüzülerek can vermiştir. Sözleri bugün hem çalışma hem sosyal hayatımıza uyarladığımda derin anlamlar çıkardım.

Anısına…

İşte Sami Yusuf’un ekibiyle sergilediği bu uyumdan ilham alan, kurumsal hayatta ekip ruhuna dair bir perspektif:

Ama lütfen, yazıyı daha iyi anlayabilmek için sayfanın aşağısındaki videoyu dinleyerek okuyunuz. Yüksek ses ve iyi bir kulaklık tavsiyedir:) Daha sonra yazım daha anlamlı gelecektir. Özellikle vokal Tayyar Bayramov da sürüklenmek garanti!

Kolektif Kimlik: Şiirde geçen “Her şeye ruh bağışlarım ama ruhun içine sığmam” ifadesi, liderin ekibe can suyu vermesi ancak başarının sadece liderin ismiyle sınırlandırılmaması gerektiğini simgeler.

Mütevazı Güç: Nesimi’nin “Gizli bir hazineyim ama mücevher kutusuna sığmam” vurgusu, gerçek yeteneğin gösterişten ziyade ortaya konan işin özünde saklı olduğunu anlatır.

Bütünsel Bakış: Evreni bir “yüz” olarak görüp tanımlamaya çalışmak ama onun bu tanımlara sığmayacağını bilmek, bir projenin sadece görev tanımlarından ibaret olmadığını, ekibin yarattığı sinerjinin her türlü tanımın ötesinde olduğunu gösterir.

1. “Hem Ok Hem Yayım”: Roller Arasındaki Kusursuz Geçiş

Hem ok, hem yayım!

Sami Yusuf, performans boyunca kendini ön plana çıkarmak yerine, ekibindeki her bir enstrümanın ve sesin duyulmasına alan açar. Nesimi’nin “Hem ok, hem yayım” ifadesinde olduğu gibi, başarılı bir ekipte lider bazen yön veren “ok”, bazen de o gücü sağlayan “yay” olmayı bilmelidir.

  • Kurumsal Ders: Başarı, tek bir kişinin parlaması değil; hedefe giden yolda herkesin birbirini tamamlayan birer parça olmasıdır. Tıpkı şiirdeki gibi, bir ekip aynı anda hem “genç hem yaşlı” yani hem tecrübeli hem de yenilikçi bir enerjiyle hareket etmelidir.

2. Tanımlara Sığmayan Bir Kolektif Güç

Nesimi, “İki dünya bende sığar, ama ben bu dünyaya sığmam” diyerek varlığın sınırsızlığını vurgular. Sami Yusuf’un yönetimindeki ekipte de her birey kendi yeteneğini ortaya koyar; ancak ortaya çıkan sonuç, bu bireysel yeteneklerin toplamından çok daha büyüktür.

Hem kabuğum hem özüm!

3. “Öz ve Kabuk”: Her Rolün Değeri

Şiirde geçen “Hem kabuğum hem özüm” ifadesi, iş hayatındaki hiyerarşinin ötesine geçer. Bir ekibin en görünür ismi “kabuk” gibi görünse de, onu ayakta tutan içerideki “öz”dür.

  • Bütünlük: Sami Yusuf, sahnede bir orkestra şefi veya solistten ziyade, o anın bir parçası gibi davranır. Kurumsal hayatta da en alt kademeden en üst yönetime kadar herkes, “her şeye ruh bağışlayan” o ortak amacın bir taşıyıcısıdır. Kimse diğerinden daha az değerli değildir; çünkü hepsi aynı “hazineyi” paylaşır.

4. İşaretlerin Ötesine Bakmak (Ego Yönetimi)

Nesimi, “Beni bu işaretlerle bil, ama sakın dikkat et; ben işaretlerin içine sığmam” uyarısında bulunur. Sami Yusuf’un performansında da “alkış” veya “ün” gibi işaretler, müziğin kendisinden sonra gelir.

  • Sıfır Ego: Kurumsal dünyada unvanlar ve ödüller birer “işarettir”. Ancak ekip ruhu, bu unvanların içine hapsedilemez. Gerçek profesyonellik, bireysel başarının işaretlerine takılmadan, “mekânı olmayan bir hazine”gibi, yapılan işin kalitesine odaklanmaktır.

Gerçi bugün Nesimiyem,Haşimiyem, Qureyşiyem…

Nesimi bu mısrada kendisini üç farklı aidiyetle tanımlar:

Nesimi: Kendi mahlası ve bireysel kimliği.

Haşimi ve Kureyşi: Hz. Muhammed’in soyuna (Haşimoğulları) ve kabilesine (Kureyş) olan bağlılığı.

Bu ifadelerle; “Bugün her ne kadar bu isimlerle, bu soyla anılsam da…” diyerek söze başlar. Bu da, bir toplulukta,ekipte hangi kimlikten olduğumuzun aksine neyi ifade ettiğimize, ne kattığımıza işarettir. En büyük sorunlarımız da bu değil mi günümüzde…. Sen nerelisin, neredensin vs. vs…

Vahdet-i vücut felsefesine göre, kişinin ismi veya soyu, mutlak varlığın bu dünyadaki birer yansımasıdır. Nesimi, bu kimliklerin kendisinden (ilahi özden) varlık bulduğunu ancak kendisinin bu isimlerden ibaret olmadığını belirtir

Sonuç olarak; Sami Yusuf’un “Nasimi” performansındaki gibi uyumlu bir ekip; “hem zerre hem Güneş” olabilen, yani en küçük detaya odaklanırken en büyük vizyonu da kapsayabilen ekiptir. Kurumsal hayatta kendimizi bir kutuya (unvana) sığdırmak yerine, ekibimizle birlikte evrensel bir uyum yakaladığımızda, ortaya çıkan iş sadece bir “görev” değil, bir “sanat eseri” olur.

Sevgiyle…

Mkabasakal

https://music.youtube.com/watch?v=iBd1r5VOK2c&si=xjXvrT3eAodN5ECd

Share your love

2 Comments

  1. Son zamanlarda çok duyduğum ama hiç kulak verip dinlemediğim bu performansla, vesile olarak, tanışmami ve hem esere hem de yazinin ana fikrine böyle bir pencereden bakmami sağlayan yazara teşekkür ederim. Çok akıcı ve özgün bu yazıyı aynı zamanda öğretici, pozitif ve motive edici vurgularıni düşünerek okumaktan çok keyif aldım.

    • Yazar, yazdığına karşılık (iyi yada kötü) bulduğu zaman yazmış oluyor. Yazdığımı hissettirdiğin için teşekkürler 🙏 keyifle😊

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.